Varoluş Sancısını Dindirmenin En Dramatik Yolu: İntihar

Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: İntihar.”

Diyerek başlar Albert Camus ‘Sisifos Söyleni’ adlı makalesinde ve yaşamın buyruklarını devamlı bir şekilde yerine getirmemizdeki en büyük sebebin “Alışkanlık” olduğunu söyler. Her gün yinelenen bu çırpınışların anlamsızlığını ve acı çekmenin yararsızlığını içgüdüyle de olsa benimsememiz gerektiğini söyler. İntihar denen şeyin bir yanılsama olduğundan ve bizleri hayali bir özgürlük vaadiyle baştan çıkardığından bahseder ama asıl özgürlüğün bu anlamsızlığı kucaklamak olduğunu savunur.

Camus bir çeşit ayaklanma önermektedir. Acıyla geçen bir hayat en büyük ayaklanmadır; intiharsa en müfrit kabulleniştir onun için.

Nitekim bu, felsefede alışılmadık bir görüştür.

Camus’nün aksine Sartre’a göre intihar düşüncesi bir vazgeçişi, bir kaçışı simgelemez. İntihar eylemi cinnet halinden ve acizlikten ziyade bir varoluş sorgusudur. Hatta daha da ileri gidip Varlık ve Hiçlik’te intiharın düyada varolmanın bir başka yolu olduğunu iddia eder.

Bana soracak olursanız, Nietzsche’nin bu ikilemi sonlandıracak nokta niteliğinde bir görüşü vardır:

“Bir filozofun, saygımızı hak etmek için başkalarına öğütlediğini önce kendisi yapması gerektiği düşünülürse, bu yanıtın önemi iyice anlaşılır, çünkü kesin yanıt davranıştan önce gelecektir. Gönlümüzle sezdiğimiz şeyler bunlar ama aklımıza da aydınlık gelmeleri için derinleştirilmeleri gerekir.”

scn

Yazının şu ana kadar olan kısmında felsefeyle intihar kavramı üzerine “Neden?” sorusuna cevap aradık şimdiyse bilimle “Nasıl?” sorusuna cevap bulmaya çalışalım.

Geçtiğimiz günlerde (30 Ekim) Nature Human Behavior adlı dergide yayınlanan bir makaleye göre fMRI yani fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle insanların intihara eğilimli olup olmadıklarını anlayabileceğimiz söyleniyor.  Bildiğiniz üzere MR cihazıyla özel bir çekim yöntemi uygulanarak beyinin 3 boyutlu aktif bölgeleri tespit edilir. fMRI aktif beyin bölgelerini tespit ederken elektriksel sinyaller yerine kan akımının hızı ve kandaki oksijen yoğunluğu bilgilerini kullanır.

Çalışmada; deney grubu olarak intihara eğilimli oldukları bilinen 17 kişi ve kontrol grubu olarak da böyle bir eğilimi olmayan 17 kişi cinsiyet, yaş ve WASI IQ (geç adolesan ve yetişkinlik dönemlerinde bilişsel ve zekâ yönünden ölçüm yapan bir iq testi) bakımından dengeli olacak bir biçimde seçiliyor. Beyin görüntüleme esnasında bu kişilerden; ölüm, zulüm, bela, kaygısızlık, iyi ve övgü olmak üzere intiharla ilgili toplamda altı kavram üzerine düşünmeleri isteniyor.

brs

Resim 1|Beyaz elipsler 5 ayırıcı lokasyonu gösteriyor.

Ölümle ilgili ve yaşamla ilgili kavramların nöral belirtilerinin fonksiyonel manyetik rezonans görüntülemeyle değişimleri göz önünde bulundurularak, intihara meyilli olan kişileri %91 (P < 0.000001) oranında bir doğruluk payıyla tespit eden bir algoritma geliştirdiklerini söylüyorlar. Seçilen kavramların değişikliğine bağlı olarak bu oran %94’e kadar yükselebiliyor. Ayrıca kavramların değişik kombinasyonlarının bir diğer önemli katkısı da nöral ifadeleri değiştiren çeşitli hisler oluşturarak doğru grup sınıflandırması için alternatif bir temel oluşturması. Kontrol grubundaki sağlıklı kişiler, intihara meyilli gruptaki daha önce intihara teşebbüs etmiş kişiler ve etmemiş kişiler arasında klinik olarak anlamlı farklılıklar bulunuyor. Sadece psikopatolojik olarak değil, birçok yönden detaylı bir sınıflandırma yapılıyor.

Bu çalışma, intihar düşüncesi olan katılımcılarda çeşitli kavram tasvirleri için biyolojik ve bilişsel açıdan bir temel oluşturuyor. Bu ise yüksek bir doğruluk payıyla sınıflandırma yapmamıza imkân tanıyor. Bir başka deyişle intihara eğilimli bireylerin intihar ile ilgili kavramları nasıl tasavvur ettikleri üzerine ışık tutuluyor.

Ancak araştırmacılar, bu algoritmanın, intihar riskini öngörmek için kullanmadan önce daha fazla araştırılması gerektiğini belirtti. Belki bu yöntemle ileride bu ve benzeri sorunlara çok geç olmadan önlem alınabilir.

Ve son olarak unutmamak lazım, Russell’ın da dediği gibi;

Düşüncelerim için ölmeyi göze almam; çünkü yanılıyor olabilirim.

 

Referanslar:

Marcel Adam Just 1*, Lisa Pan2, Vladimir L. Cherkassky1, Dana L. McMakin3, Christine Cha4, Matthew K. Nock5 and David Brent2. Machine learning of neural representations of suicide and emotion concepts identifies suicidal youth. Nature Human Behaviour 2017; DOI: 10.1038/s41562-017-0234-y


 

Düzenleyen: İlknur Sümeyye Dönmez

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

Create a website or blog at WordPress.com

Up ↑

%d bloggers like this: